Sağlık Pınarım

Pınar, her şeyden önce insanın sağlıklı yaşamını düşünür, insan sağlığı için çalışır. Pınar, saf, temiz ve doğaldır. Pınar, sağlıklı yaşamı destekler ve Pınar kalitesi yaşama özen gösterir.

Sağlıklı beslenmeyi tüketicinin algılaması

Sağlıklı Beslenmeyi Tüketicinin Algılaması

Yeme alışkanlığının, bebeklikten itibaren oluştuğu göz önüne alınarak önce anne-babanın, sonra anaokullarından başlayarak örgün eğitimin her kademesinde beslenme eğitimine yer verilmelidir.

Dünyadaki birçok ülke kendi toplumunun sağlıklı beslenmesine yönelik beslenme rehberi geliştirerek tüketicilerin bilinçlendirilmesine çalışmaktadır. Sağlıklı beslenme rehberinin temel amacı sağlığı geliştirmek ve kronik hastalık riskini düşürmektir.

Sağlıklı beslenme rehberleri ülkeden ülkeye çok az değişliklik göstermekte; genellikle beslenmede denge, çeşitlilik, az yağ, bol sebze ve meyve tüketimlerine yönelik öneriler yer almaktadır. Bu önerilerin genel tüketici davranışlarını ne derecede etkilediği ise yeterince bilinmemektedir.

Sağlıklı beslenme deyiminden sağlığın korunması, geliştirilmesi ve kronik hastalık riskini azaltmaya yönelik beslenme biçimi anlaşlılır. Ancak günümüzde sağlıklı beslenme bilincinin gelişmesiyle beraber bireyler beslenmelerine bazı besinleri ekleyerek daha sağlıklı olabileceklerini düşünmektedirler. Örneğin günlük beslenmeye ceviz eklemek, somon balığını tercih etmek, keten tohumunu salatalara koymak gibi... Şu gerçeği göz ardı etmemek gerekir. Sağlıklı beslenme bir bütündür. Sadece bir besini devamlı tüketmek sağlığı korumak anlamına gelmemektedir.

Halkımızın sağlıklı beslenmesine yönelik önerilerimizde, besinler dört gruba ayrılarak, her öğünde bu gruplardaki besinlerden belirli miktarlarda tüketilmesi önerilmiştir. Bunlar önem sırasına göre süt ve süt ürünleri, et-tavuk-balık ve kuru baklagiller, taze sebze-meyveler ve tahıllardır.

Değişlik ülkelerin sağlıkla ilgili kuruluşları da (kalp hastalıkları, kanser, diyabet vb.) kronik hastalıkların risklerini düşürmeye yönelik öneriler geliştirmişlerdir. Bu önerilerin çoğunluğu sağlıklı beslenme rehberlerine benzerdir. Koroner kalp hastalığı riskini azaltmaya yönelik önerilerde doymuş yağın azaltılması, tekli ve çoklu doymamış yağların artırılması, kolesterolün 300 mg/gün altında tutulması, kompleks karbonhidratlar, posa, sebze ve meyvelerin artırılması önerilmektedir. Tuz alımının WŞO ve birçok kuruluş taraşından 5 gr/günle sınırlandırılması önerilmektedir. Kanser riskini düşürmeye yönelik öneriler de genel sağlıklı beslenme rehberine benzerdir. Bu önerilerde vitamin C ve karotenoidlerden zengin sebze ve meyvenin özellikle narenciye grubu, yeşil yapraklılar ve kükürtlü bileşikleri içerenlerin, posalı tahıl ve kuru baklagillerin artırılması ve tuzun sınırlandırılması önerilmektedir.

Ayrıca tuzlanmış, tütsülenmiş ve yanmış yiyeceklerden çok sıcak içeceklerden kaçınılması, besinlere zararlı kimyasal ve diğer öğelerin bulaşmasının önlenmesi vurgulanmaktadır. Sağlıklı beslenme kavramının tüketici taraşından algılanması Sağlıklı beslenme önerilerinin tüketiciler tarafından nasıl algılandığını belirlemek amacıyla bireylere sağlıklı beslenme deyiminden ne anladıkları, sağlıklı yemede neleri göz önünde tuttukları gibi sorular sorulduğunda, bireylerin yüzde 80'i sağlıklı beslenme deyiminden sebzenin çok tüketilmesini, dengeli yemeyi veya az yağlı yemeyi algıladıklarını bildirmişlerdir.

Bu şekilde yanıt verenlerin oranı İngiltere'de yüzde 91'e çıkarken, Fransa'da 67'ye düşmüştür. Besin grupları açısından değerlendirildiğinde; bireylerin yaklaşık yarısı düşlük yağlı yemenin sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunu belirtmişlerdir. Bunu yüzde 40'la sebze ve meyvenin çok tüketilmesinin sağlıklı beslenmeyi tanımladığı görülmüştür.

Sağlıklı beslenme tanımlarına verilen yanıtlarda ülkelerarası önemli farklılıklar gözlenmiştir. Örneğin Almanlar'ın yüzde 74'ü sağlıklı beslenmede düşlük yağlı yemenin önemli olduğunu bildirirken, bu oran Avusturyalı'larda yüzde 25'dir. Sebze ve meyvenin çok tüketiminin sağlıklı beslenmeyi tanımladığını Yunanlılar'ın yüzde 66'sı söylerken, Fransızlar da bu oran yüzde 17'dir. Bu bulgular uzmanlar tarafından önerilen sağlıklı beslenme rehberinin insanların yeme alışkanlığı üzerinde ancak bir dereceye kadar etkili olduğunu göstermektedir. Ülkelerarası şarklılık, yürütülen bilinçlendirme kampanyalarındaki farklılıklardan ve önerilerin yerel alışkanlıklarla örtüşüp örtüşmemesinden kaynaklanabilir. Örneğin Akdeniz yöresinde sebze ve meyvenin çok tüketilmesi sağlıklı beslenme önerisiyle örtüşmektedir. Bireylerin yeme davranışlarında sağlıklı beslenme önerileri doğrultusunda değişiklik yapıp yapmadıklarını belirlemek amacıyla aşağıdaki görüşler soruşturulmuştur.

Yediğimiz besinler zaten yeterince sağlıklı, bunlarda herhangi bir değişiklik yapmaya gerek görmüyorum.

Genelde yediğim besinlerde beslenme kavramını düşünmem. Bu görüşllere bireylerin "katılırım" veya "katılmam" şeklinde cevap vermeleri istenmiştir. Genel olarak bireylerin yüzde 71'i bu görüşle katıldıklarını, yediklerinde bir değişikliğe gerek görmediklerini bildirmişlerdir. Bu görüşle katılanların oranı Finlandiya'da yüzde 47'ye düşlerken, İtalya'da yüzde 87'ye yükselmiştir. ikinci görüşle katılanların oranı genelde yüzde 49'dur. Buna göre bireylerin yarıya yakını yemek seçiminde beslenme öğesine önem vermektedir. Öğrenim düzeyi yükseldikçe yeme davranışlında sağlıklı beslenme önerileri doğrultusunda değişiklik yapmak isteyenlerin oranı yükselmektedir. Sağlıklı beslenme uygulamasını olumsuzlaştıran faktörlerin başlında zaman darlığı gösterilmiştir. Bunu, kendini kontrol edememe ve besin hazırlamadaki güçlükler izlemektedir. Sağlıklı beslenmenin yararları soruşturulduğunda; bireylerin yüzde 67'si sağlığın korunduğu, yüzde 66'sı hastalıkların önlendiği, yüzde 53'ü ağırlık kontrolünün sağlandığı, yüzde 45'i yaşam kalitesini yükselttiği şeklinde görüş bildirmişlerdir. Bunlardan bireysel olarak hangisinin en çok yararlı olduğu sorulduğunda; bireylerin yüzde 31'i sağlıklı olma, yüzde 24'ü hastalıklardan korunma, yüzde 10'u ağırlık kontrolü, yüzde 10'u kaliteli yaşam ve yüzde 9'u fiziksel uyumu sağladığı görüşünü belirtmişlerdir. Sağlıklı beslenmenin sağlıklı kalmada yararlı olduğunu belirtenlerin oranı yaşla ve öğrenim düzeyiyle artışlgöstermiştir. Her eyden önce öneriler, halkın sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarına uygun olmalıdır. Yeme alışkanlığının bebeklik çağından itibaren oluştuğu göz önüne alınarak önce anne-babanın, sonra anaokullarından başlayarak örgün eğitimin şer kademesinde beslenme eğitimine yer verilmelidir. Eğitim uygulamalı yapıldığı takdirde davranışlara yansıyabilir. Beslenme saatlerinde ailelerin sağladıkları yiyecekler, okul kantinleri ve benzeri beslenme servisleri beslenme eğitiminin uygulama alanları olarak kullanılmalıdır. Beslenme eğitiminde önemli rolü olan öğretmenin bu yönde yetiştirilmesi zorunludur. Medya taraşından verilen bilgilerin tüketicileri doğru yönde bilgilendirebilmesi için medya mensuplarının eğitimine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Uzmanlar tarafından medya aracılığıyla verilen bilgilerin anlaşılır ve tüketicilerin olanaklarına uygun olması gereklidir.

 
Bu içeriği paylaşın;
 
 
 

Copyright 2016 Yaşar Holding A.Ş.

Gizlilik ve Kullanım Koşulları/KVKK
 
Site by LuckyEye
 

PINAR İLETİŞİM MERKEZİ

444 76 27